Bu makalede genel olarak Türk insanının Amazon FBA yapma konusundaki gereksiz tedirginliğini ele alacağım. Şu bir gerçek, maalesef bizim insanımızın öğrenmeye alerjisi var! Hepimiz çocukken "dersi nasıl kaynatırım" diye düşünürdük, ama görüyorum ki bu düşünce çocuklukta kalmamış, yetişkinlerin çoğunda hala hakim. Bu ülkede en çok değer verilen şeylerden biri nedir? Din... peki kaçınız açıp da Kur'anı baştan sona okudu? Ya da başka bir örnek vereyim, bu ülkenin kurtarıcısı gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hepimiz hayranız, peki kaçımız açıp da baştan sona Nutuk okudu? hemen cevap vereyim, %5 bile değil!

Milletçe okumuyoruz, araştırmıyoruz, öğrenmeye ve kendimizi geliştirmeye gelemiyoruz! Bu yüzden de teknoloji çağında hiçbir buluş bulamadığımız gibi, hiçbir alanda gerçek profesyonel çıkaramıyoruz. Dikkat edin, uluslararası çapta sesini duyuran Türklerin büyük çoğunluğu yurt dışı kökenlidir, ya orada doğmuştur ya da hayatının önemli bir kısmını yurt dışında geçirmiştir. Belirli bir öğrenim kültürünü oralardan edinmiştir çünkü. Çok nadir istisna denilebilecek örnekler elbette vardır, ancak ben burada genelden bahsediyorum. Amazon FBA programı da aynı şekilde, bugün yapılabilecek en mantıklı işlerden biri, sistemi oturttuktan sonra ömür boyu kira geliri gibi dolar kazanacağınız, hatta yurt dışında oturum izni alabileceğiniz bir ekmek kapısı. Ancak bizim insanımız daha kurs videolarını izlemeye üşeniyor!


E-Ticaret, ve dolayısıyla Amazon FBA programı Amerika, Avrupa ve Çin gibi yerlerde anormal popüler ve araştırılırken, Türkiye'de bu durum bir avuç insandan ibaret. Çinlilere bakın, adamlar fırsatı görüp önce FBA programında satılacak bütün ürünlerin tedarikçisi olmayı başardı, sonrasında kendi lobilerini oluşturup FBA satıcıları oldular ve bugün tam olarak Amazon'u ele geçirmiş durumdalar! Amazon bana izin vermediği bir şeyi ayrımcılık yapıp Çinliye izin verebiliyor!

Hindistan, yazılım konusunda aldı yürüdü, Avrupa zaten konuşmaya bile gerek yok, şuan Londra'da her gün bu konuyla ilgili seminerler veriliyor, girişimci İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, ve Almanlar ve hatta Meksikalılar çok büyük oranlarda Amazon FBA yapıyor, ya da şansını deniyor! Dahası bu ülkelerin hepsinde Amazon FBA üzerine yazılmış yüzlerce kitap, düzenli olarak seminer, webinar ve konferanslar var. Bizde ise Amazon FBA ile ilgili kitap yazan kaç Türk yazar var biliyor musunuz? sadece 1, kim peki o? ben!!!

Kendinizi geliştirmek için hiçbir şey yapmıyorsunuz, liyakat sahibi değilsiniz, armut piş ağzıma düş gibi bir ütopyada yaşıyorsunuz. Sonra da mevcut hayat standartlarınız yüzünden bunalıma giriyor, sıkıcı ofis hayatından ya da başkasının emri altında çalışmaktan rahatsız oluyor ve kusura bakmayın ama ağlıyorsunuz. Hiç bu durumun sorumlusunun siz olduğunuzu ve bunları yaşamayı hak ettiğinizi düşündünüz mü?


E-ticaret, ve Amazon FBA diye bir olay var bundan haberim yok diyemezsiniz çünkü ben ve birkaç kişi bunu adeta bütün Türkiye'ye ilan ettik. Kiminiz Cafe Pi'de bir günde harcadığı parayı çok görüp satın almadı, kiminiz daha Amazon FBA programının ne olduğunu bile kavramadan ön yargıyla yaklaştı, ve kiminiz de üşendi! Bu yazdıklarımı kurs satışlarımı düşük bulduğumdan yazmıyorum, aksine Türkiye standartlarına göre oldukça iyi bir satış hacmine sahibim. Ancak mesela geçenlerde bir Webinar esnasında birkaç yabancı Amazon FBA eğitimcisiyle tanıştım. Bunlardan biri Amerikalıydı ve adı Kevin David, öteki ise Fransız'dı ve ismi Antonio Vida idi. Ülkelerinde kendi dillerinde Amazon FBA ve E-ticaret eğitimi verdiklerini söylediler. Önce kurs içeriklerini konuştuk, aşağı yukarı hepimizinki denkti, içerik olarak hep paralel ve aynı şeylerin üzerinde durmuşuz. Sonrasında kurs ücretlerini sordum, aldığım cevap şaşırtıcıydı... Amerikalı olan kurslarını 2500$ (Yaklaşık 15 bin TL), Fransız olan da 1600€ (Yaklaşık 11 bin TL) karşılığında satıyorlardı. Bir de ucuz paketleri varmış, Amerikalı 800$, Fransız 500€ karşılığında basic (basit) seviye Amazon FBA öğretiyormuş, günde kaç kurs sattıklarını sorduğumda verdikleri cevaplara inanmadım, bana resmi banka ekstreleri atmak zorunda kaldılar. Sonra benim kursun fiyatını sordular, bu kez de inanmayan taraf onlar, kanıtlayan taraf ben oldum. Kevin bana neden bu kadar ucuza sattığımı sorduğunda ülkeler arasındaki enflasyon, ve alım gücü farklılığını söyledim. Ancak bunun bir bahane olduğunu biliyordum, bizim insanımızın öğrenmeye alerjisi var demeye utandım!!!


Ben Türk insanını falan aşağılamıyorum, gerçek neyse onu söylüyorum. Bu söylediklerimin doğru olduğunu içten içe siz de biliyorsunuz. Ben sözde Ermeni soykırımı gösterilerine verdiğim tepkiler yüzünden Amerika'da gözaltına alınmış, ve "miting izni olan kalabalığa hakaret ve huzur kaçırmadan" tutuksuz yargılanıp tazminat cezası almış bir insanım. Kimse benim Türklüğümü eleştiremez, haddi de değil. Ancak benim Türk olmam kendi insanımızla ilgili gerçekleri görmeme, ve eleştirmeme engel olmaz, olmamalı da. Oransal bakımdan FBA ile ilgilenen çok az insanız, bu sadece FBA de değil yazımda bahsettiğim birçok şeydeki gibi gelişmeye kapalıyız. Daha düzgün -de -da kullanmayı bilmeyip kendi dilimizi rezil ediyoruz, şuan biliyorum sizi bir eğitim ya da benzeri bir şeye oturur oturmaz 5 dakika sonra canınız sıkılıyor, ama inanın devamında öyle olmuyor. Ben de çalışmayı çok sevmezdim. Artık boşa geçirdiğim her saniyeyi zaman kaybı olarak görüyorum, ve sürekli kendimi eksik olan yönlerde geliştirmeye çalışıyorum. Bu genel kültür de olabilir, herhangi bir Microsoft programı da... Önemli olan şey hayatımın geri kalanında ihtiyacım olma potansiyeli olan bilgileri toplamak, ben bunu yapıyorum. Bilimsel araştırmalara göre bir insanın bir duruma alışması ortalama 21 gün sürüyormuş. 21 gün boyunca eksik olan yönlerinizi analiz edip o konularda kendinizi geliştirmeyi deneyin, ilk başlarda gelen o sıkıntıyı yenin, 21. günün sonunda artık boşa oturduğunuz her an sıkıntı hissedeceksiniz:) İşte o zaman bu güzel Türkiye'miz için bir umut, bir pırıltı olacaktır.

KENDİNİZE VE TOPLUMA FAYDALI BİREYLER OLUN!

Makalemi okuduğunuz için teşekkür ederim,

Berke Aliyazıcıoğlu